Stockholm Sendromu nedir?

Stockholm Sendromu, rehinenin rehine alana sempati duyduğu psikolojik bir fenomendir. Elbette bu sendrom sadece silahlı soygun sırasında ortaya çıkmaz! Muhtemelen çevrenizdekilerde bu sendromun örneklerini görmüşsünüzdür.

Örneğin, kocası tarafından sürekli taciz edilen bir kadın. Ama yine de onu romantik olarak seviyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkilerinde veya yakın arkadaş ilişkilerinde de bunun birçok örneği vardır. Stockholm Sendromu hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu makaleyi okuyun.

Stockholm Sendromu hakkında daha fazla bilgi edinin

Stockholm Sendromu’nun hikayesi 1973’e kadar uzanıyor. 23 Ağustos 1973’te, birkaç banka soyguncusu Stockholm’ün Normmalstorg Meydanı’nda bir bankaya baskın düzenledi ve dört banka çalışanını rehin aldı. Rehin alma işlemi 6 gün sürdü ve bu süre zarfında rehineciler ile rehineler arasında duygusal bir bağ oluştu. Öyle ki polisle işbirliği yapmayı reddettiler. Serbest bırakıldıktan sonra bile rehineleri desteklemeyi bırakmadılar. Rehin alma sırasında Nils Bejerot adlı İsveçli bir psikiyatrist ve kriminolog polisle işbirliği yaptı ve ilk kez bu durum için Stockholm Sendromu adını kullandı. Bejro’dan sonra Frank Ochberg, sendromu ayrıntılı olarak anlattı.

Bu sendrom, kişinin empati ve rehineye duygusal bağımlılık hissettiği psikolojik bir fenomendir. Bu durum bazı kişilerde akut stresin başlamasıyla ve savunma mekanizmasıyla oluşur. Bu durum sadece rehinelerde görülmez. Genel olarak, fiziksel veya psikolojik şiddet mağduru olanlar; Bu psikolojik duruma sahip olabilirler. Bu durumda mağdurlar, çektikleri acı ve ızdıraplara rağmen polisle, adli makamlarla veya yardım arayanlarla işbirliği yapmayı reddederler.

Bu Sendromun Belirtileri ve Semptomları

Her sendromun semptomları ve özellikleri vardır ve Stockholm sendromu bu kuralın bir istisnası değildir. Ancak araştırmacıların farklı görüşlerinden dolayı bu konuda net bir liste yoktur; Ancak bunlardan bazıları şu şekilde adlandırılabilir:

  • Mağdurun rehin alan kişiye veya hapishane gardiyanına karşı olumlu duyguları
  • Mağdurun, onları kurtarmaya ve başarılı olmaya çalışan ailesine, arkadaşlarına ve yetkililerine karşı olumsuz duyguları.
  • Rehine alma nedenleri ve davranışları için destek
  • Hapishane gardiyanı veya rehin alan kişinin mağdura karşı olumlu duyguları
  • Hapishane gardiyanına yardım ederken mağduru destekleyici davranışlar

Bu sendromun her rehin alan ve rehinede görülmediği unutulmamalıdır.

Bu Sendromun Belirtileri ve Semptomları

Stockholm Sendromunda  Oluşan Belirtiler;

Bazı çocuk istismarı ve eş istismarı vakalarında, istismara uğrayan çocuk veya eş, istismarcıyı destekler veya onunla ilgilenir. Bu davranış, bazı mahkumlarda da pek çok kez görülmüştür.

Bazı araştırmacılar, bu sendromun kendini otoriter toplumlar düzeyinde gizli ve yaygın bir durumda ve insanlar ile hükümet arasındaki ilişkilerde gösterdiğine inanmaktadır.

Bu Sendromun Psikolojik Sürecinin İşlevi

Bu sendromda, ne mahkumda ne de gardiyan içinde, diğer kişiyle dostane bir ilişki kurmak için önceden bir niyet yoktur. Psikolojik olarak insan zihni, bireyler için bir savunma mekanizması sağlamaktan ve onların tehlikeden kaçınmalarına yardımcı olmaktan sorumludur.

Rehine durumunda, sağlıklı bir zihin hayatta kalmak ister ve bu durumda Stockholm Sendromu gelişir. Bazı uzmanlar, mahkumun bebeklik dönemine geri döndüğünü, yemek için ağladığını ve bağımlılık halinde olduğunu söylüyor. Bunun aksine, gardiyan, çocuğunu tehditlerden koruyan bir anne rolünü oynar. Kurban daha sonra hayatta kalmaya çalışır. Bu durumda mağdur için yaşam motivasyonu, onu zor duruma düşüren kişiden nefret etmekten daha önemlidir.

Beyin Yıkama Mı Yoksa Stockholm Sendromu Mu?

Beyin yıkama ile ilgili bir şey duyduysanız; Sürecin Stockholm Sendromu ile benzerliğini fark edeceksiniz. Her ikisi de güç ilişkilerinden etkilenir. Bu durumda, rehin alan kişi sürekli olarak komplo yanılsamasına kapılır ve polisin ya da mahkumun kendisini özgürleştirmek için plan yaptığını ve şimdi onun için iktidar denilen şeyden kurtulmak istediğini düşünür. Böylelikle rehin alan, ailesinin ondan hoşlanmadığı ve ona para ödemek istemediği, hatta polisin onu bulmaya çalışmayı bıraktığı gibi yalanlarla mahpusun dikkatini dağıtmaya çalışır.

İstismarcı ve İstismar Edilen Arasındaki Empati Süreci

Tehdit ve hayatta kalma durumlarında, herkes umudunu kanıtlamak için küçük de olsa işaretler arar. Rehineyi alan kişi kurbana çok az sevgi gösterdiğinde; Rehin alan kişinin lehine olsa bile, mağdur onları gardiyanın olumlu nitelikleri olarak algılar. Banyo yapma ve yeme içme izni bu sendromun belirtilerini göstermesi için yeterlidir.

Bir rehine  ve bir rehin alan arasındaki ilişkide, her biri geçmişlerinden bahsedebilir. Nasıl istismar edildiler, taciz edildiler veya baskı gördüler. Bu durumda, rehin alan kişi için empati vardır ve bu nedenle çoğu zaman bu sendromun kurbanları rehineyi alan kişiyi savunur. “Çenemi kırdığını biliyorum; “Ama kötü bir çocukluk geçirdi.” Bu sendromda mağdur kendini kurtarmaya çalışır; Her şeyi bir rehinenin gözünden görür ve bu nedenle onu mutlu eden şeyi yapmaya çalışır. Aslında bu durumda rehine sözlü olarak kendisini hedef alabilecek durumlarla teması en aza indirmeye çalışıyor.

İstismarcı ve İstismar Edilen Arasındaki Empati Süreci

Bu Sendrom Nasıl Önlenir?

güçlendirilmesini gerektirir. Bu, öncelikle adam kaçırma, rehin alma gibi olayların önlenmesi ve bu tür olayların ortaya çıkması durumunda krize etkin bir şekilde müdahale etmek için yeterli çözümlerin bulunması gerektiği anlamına gelir. Ancak bu sendromun önlenmesi, özellikle son yirmi yılda bireysel düzeyde daha zor hale geldi. Çünkü Stockholm sendromu için risk faktörlerini tam olarak belirlemek artık mümkün değil. Ek olarak, bu sendromda yer alan psikolojik mekanizmalar üzerinde hala çok fazla farklılık yoktur. Bazı araştırmacılar bu sendroma bir tür gerileme (çocukluk düşünce ve davranış kalıplarına dönüş) olarak bakarlar. Öte yandan, bazıları diğer psikoloji kavramlarına bağlı olarak bu sendroma atıfta bulunur; Duygusal felci (korkudan kuruma) ve düşmanla eşleştirmeyi tanımlarlar.

Tedavi Yöntemleri

Stockholm Sendromlu kişilerin psikoterapiye ihtiyacı var. Bilişsel davranışçı terapi, bu sendromlu insanlar için en iyi tedavi yöntemidir. Bu terapötik yaklaşımda, psikolog, danışanın rehin alan kişi hakkındaki işlevsiz duygularını ve yanlış anlamalarını değiştirmeye çalışır, böylece kişi yaşadığı durumu net bir şekilde anlayabilir. Öte yandan, akut stres bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) geliştirme olasılığı vardır. Bu bozukluklar ortaya çıkarsa, psikolog bu sorunları çözmeye çalışmalıdır. Bazı durumlarda stresi azaltmak için ilaç kullanılabilir. Bu gibi durumlarda anti-anksiyete ilaçları reçete edilecektir.

Sonuç

Stockholm Sendromu, rehinenin empati ve sempati duygusu ve rehineye karşı olumlu bir duyguya sahip olduğu psikolojik bir fenomendir ve hatta bazen bu sadakat duygusu öyle ki malını, hayatını ve özgürlüğünü gönüllü ve ilgiyle tehdit eden kişiyi savunur ve teslim olur.

Paylaş:

Share on telegram
Share on facebook
Share on whatsapp
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email
Share on print

Kullanıcı yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

on bir + 9 =